Ağzına Baktıklarımız

12 Haziran 2021 22:04
A
a
İnsan yaş aldıkça deneyimlerinden edindiği bilgilerle hem gözü açılıyor,hem de bilgeleşiyor. Elbette bunun bedellerini yaşıyor. Tüm bir yaşamın hayal kırıklıklarından başka bir şey olmadığını öğreniyor. Hayal kırıklıkları çok da kötü bir şey değil,işin gerçeğini öğreniyorsunuz,yanılsamalardan,aldatmacalardan kurtuluyorsunuz. Ama sorgulamadan edemiyor insan. Acaba yaşamdan yanlış beklentilerimizin mi, yoksa yanlış kültürel kodlamaların mı kurbanıyız? Bizi  eğitenlerin verdikleri bilgiler,öneriler ve öğütlerine fazlaca  mı inanıyoruz.Hiç sorgulamadan,kendi eleştirel haklarımızı kullanmadan,bilgileri kendi yaşam pratiğimizde sınamadan.inandık, güvendik, dinlemeye değer bulduk, kulak verdik.

Bazı insanların bizim adımıza söz almalarını,karar  vermelerine ses çıkartamadık. Yetişkinlerin yerli yersiz bizi sınırlamalarına başka çaremiz olmadığı için veya kolayımıza geldiği için göz yumduk. Başka bir yol var mı diye araştırmadan kendimizin sandığı gittiğimiz yolu doğru sandık. Çocukluğumuzda kulağımıza fısıldanan masallarla,hikayelerle, öğütlerle, bilgilerle kültürlendik. Bilgi bizi özgür kılar ama o bilgileri nasıl edindiğimize ve bilgiyi nasıl aradığımıza bağlıdır. Tabii ki bilgiyi verenin ehliyetine de. Kendi deneyimlerimizden damıttığımız bilgiler gerçek bilmeyi sağlar.  Bilgili olmakla bilmek farklı şeylerdir.Ben ikincisini tercih ederim. Bilgileri kuru bir şekilde aktaran değil,o bilgileri nerelerden bulabileceğimi söyleyenlere öğretmenim derim,öyle kabul ederim. Ama  benim iyiliğim adına,ben talep etmeden aktardığı bilgileri kulağıma küpe niyetine takanlara pek itibar etmem. Hep kendimi ,iç sesimi,aklımı dinlerim. Öğrenmeye açık zihnimin eleştirel süzgeçleri her işittiğim bilgiyi içeri almaz.

Çok doğaldır ki benim de başım sıkıştığında akıl fikir aldığım,danıştığım abilerim, ablalarım, teyzelerim, dedelerim oldu. Sohbetinden ve  bilgeliğinden yararlandığım ve öğütleri ile bana pek çok konuda,yolda kılavuzluk yapmış kişiler oldu hayatımda. Ve daha çok bilgi almaktan ziyade bende deneyim yapma cesareti uyandıranlar beni geliştirdi,önümü açtı ve büyüttü. Kötü öğüt örnekleri çok olduğu için habire öğüt vermeyi bir değer olarak sunmak hatalı olur. Büyüklerimiz bizi öğütlerle yönlendiriyorlar, onları dinlemediğimizde,
ağızlarına bakmadığımızda otoriteleri sarsılıyor. Bize de kalan suçluluk duygusu oluyor. Bu bir şiddettir.

Ben Türkiyede her aşamada verilen eğitimin kalıba dökme sanatı olduğunu düşünüyorum. Çoğu seçimlerimiz kendi doğrularımız üzerine kurulu değil. Kendi yaşam gerçekliğimizden kopuk olmamız, yaşamanın anlamını kendimiz keşfetmediğimizden, öğütlerle verilen başkalarının yaşam anlamları bize yük ve engel olmaktadır. Hayatın zorluğunu,hayal kırıklıklılarının çokluğunu biraz da burada aramak gerekiyor. Öğütlerle yol almak bir yeri haritadan öğrenmeye benzer. Çokca  sözünü ettiğim üzerine iki kitap yazdığım ‘ezber yaşamlar’ işte böyle inşa ediliyor. Hayatta başkalarına o kadar çok öğretmen oluyoruz ki çocuklar, gençler yaşamdan alacakları dersleri, keşiflerin keyfini ve hazzını alamıyorlar. Bence hayat öğrenci olunca daha güzel.
1000
icon
Seda ATALAY 13 Haziran 2021 08:45

Kalıba dökme sanatı 👍

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı