Aptal Saptal Demek İstiyorum

23 Ağustos 2021 17:54
A
a
     Birkaç yıl önce bir gün iki arkadaşım evimde konuğumdu. Birine annesinden telefon geldi. Annesi, eve hala dönmediği ve akşam yemeği olmadığı için arkadaşıma söylenmişti telefonda. Arkadaşım, apar topar görüşmeyi yarıda kesmiş, avaz avaz ağzına ne geldiyse gıyabında annesine saydırıyordu. Diğer arkadaşla ben, kalakalmış öyle bakışıyorduk. Söylenmeler küfre dönüşünce sessizliğimi bozup, müdahele ettim. Susmasını istediğim halde, daha çok hırsa geliyor, sesini daha da yükselterek küfür dağarcığını da geniş bir şekilde ortaya dökmekten kaçınmıyordu.  

     Yaz günüydü. Pencereler ve balkon kapısı açıktı haliyle. Konu komşunun evimden çıkan küfürlü yüksek sesleri duyma ihtimali beni utandırmıştı. Nihayet arkadaşım sakinleştiğinde; ona, benim evimden böyle bağırışmaların sokaktan duyulmasının beni rahatsız edebileceğini düşünmesi gerektiği konusunda serzendim. Ancak o, sinirli bir insanın kontrollü olmasının gereksizliğini savunurcasına karşılık vermişti.

     Haklı olmak, edepsizliği meşrulaştırır mı?
     Son yıllarda yerli dizilerde çok dikkatimi çeken bir şey var! Herkes, her işini telefonla hallediyor ve neredeyse bütün diyaloglar telefonla gerçekleşiyor. Haydi buraya kadar anlamış olalım. Fakat bu telefon görüşmeleri neden hep ayağa kalkılıp yapılıyor bilemiyorum. Ayakta konuşmak ile ses seviyesini yükseltmek arasındaki bağ nedir çok merak ediyorum. Sanırım diyaframla ilgili birşeydir belki ama kimsenin opera söylediğini de görmedim!

     Türk toplumu genelde içine kapanık bir toplumdur, "Kol kırılır yen içinde kalır" düşüncesiyle dışarı sır vermez kolay kolay. Özel şeyler konuşulurken oturulur, alçak sesle izah verilir. Eğer kişiler arası mesafe yakınsa asla bu telefonda konuşulmaz, biraraya gelinir. Mutlaka ev ortamında bir çatı altında konuşulurdu. Evlerin kalabalık ya da küçük oluşu bile bu özeni değiştirmezdi. Şimdi genelde evler daha geniş, oda sayısı çok fakat telefon konuşmalarını balkona çıkarak yapan bir guruh var.

     Önceleri bu insanların, bir telefona sahip olmaları dolayısıyla gösteriş amaçlı böyle davrandıklarını düşünüyordum. Sonraları ellerindeki telefondan çok daha pahalı ev eşyalarına sahip olan bu kişilerin, eşyalarını balkona kurmadıklarını görünce bu fikrimden vazgeçtim. Ancak bu tarz insanların sosyal medyada evlerinin farklı köşelerinde bornoz vaya pijama gibi kıyafetlerle, bazen de yataklarına uzanıp şuh pozlar verdiği fotoğraflarını görünce önce ne düşüneceğimi bilemedim. Sonra bu insanlar deli galiba dedim. Daha sonra fikrim yine değişti ve kendilerini önemli merak edilen şahıslar olarak gören kimselerdir herhalde dedim.

     Bir de kamerayı açıp şakkudu şukkudu oynayan insanlar var. Neredeyse instagram paylaşımlarının çoğu oynayan, göbek atan birilerinin videoları ile dolu. Yazdığın bir kitabın yoksa, çaldığın bir besten, kendine ait bir tuvalin resmin yoksa, eğer sanattan bihabersen sosyal medyada paylaştığın bir köçek videon ile çok meşhur olabiliyorsun.

     Ben böyle aleni tavırlar sergileyen insanlara APTAL SAPTAL DEMEK İSTİYORUM, fakat gerçekten önemli primler topladıklarını görünce de "başımız ne ki dibimiz o olsun." deyip geçmekten başka çare bulamıyorum. Öyle ya "Deli deliyi, imam ölüyü bulur." misali geçmiş son yirmi yılımız var.
Sevgiler
 
1000
icon
Aynur 24 Ağustos 2021 02:32

👍👍

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı