Bir Bilen Arıyorum

23 Mayıs 2021 12:20
A
a
Çiçekleri severim. "Hangi çiçekleri" diye birileri soracak olursa; "Çocukluğuma en güzel kokularını yayan çiçekler " derim. Kartopu mesela; Ortancaya benzer ama farkı, ağaç çiçeklerden olması. Ha bir de benim bildiğim rengi önce açık yeşilimsi açar, olgunlaştıkça beyazlaşır ya da ben sadece bu türünü biliyorum. Ortanca gibi yuvarlak ve taneli olur. Aslında sardunya çiçeği de benzer biraz kartopuna. Açık ara en sevdiğim çiçekler sardunyalardır. Hele ki beyaz sardunyanın ayrıcalığı da vardır benim için. Ancak nedenini bilmem. Belki tetikleyen bir an olmuştur geçmişimde. Kimbilir...
 
 Kartopu ağacı gibi beyaz zambaklar da yine o yan komşunun bahçesinde yetişirdi. Kokusunu unutmak hiç mümkün olmadı, olmasın da zaten. O yıllarda çok moda olan beyaz zambak kolonyaları da yok artık. Hey gidi hey! O zamanlarda seksen derece limon kolonyası serpmek gelen misafire prestij meselesiydi. Oysa beyaz zambak kolonyası tartışmasız şimdilerin deyimiyle her daim TopOn liste başıydı.
 
Bizim bahçemizde, anneannemin gözü gibi koruduğu pembe renkli tokmak gülü vardı. Hiç iki tomurcuğun aynı anda açtığını göremedik yıllarca. Belki de üç dört güle bedel bir büyüklükte açmasındandır doğurganlığına saygısı. Ama mahallenin en popüler gülü de yine bizim bahçemizdeydi. Pembenin içine iki damla lila renk boya damlatılmış gibi bir rengi olan reçellik güller. Duvarın kenarını boylu boyunca kaplardı her sene. Komşulardan bazıları gelir yolar götürür reçel yapardı. Anneannem ses etmese de durumdan hiç memnun kalmazdı. Bir keresinde o da toplamıştı; "Nasıl olsa konu komşu nasiplenir, kendi çiçeğimizi kendimiz seyredemeyiz. Bari bu yıl reçeli ben yapayım da bizim çocuklar da yesin." diye söylendiğini hatırlıyorum.
 
 Epeyce uğrasmıştı anneannem karıncalardan arındırmak için defalarca havalandırmış, dağıtmıştı tepsiler içinde, sonra yine defalarca yıkamıştı. Yıllar sonra nasıl reçel haline dönüşüp soframıza geldiğini merak edip tarifini alsam da hiç gül reçeli yapmadım. Ama bildiğim bir Şey varsa; o da evi, yuva yapan evin mutfağından yayılan kokulardır diyebilirim. Mutlu bir sofrada daima reçel olmalıdır gibi gelir bana. Her mevsim çocuklara, torunlara kavanoz kavanoz yapıp verilen reçeller, sanki aile olmanın gereği gibidir. Geçmişte bununla ilgili de bir an yaşanmış olmalı, böyle bir his içine girdiğime göre. Belki de anneannemin, gülleri toplarken; "Bizim çocuklar da yesin" sözü belleğimi kodlamıştır. Kendimi önemli hissettirmiş olabilir.
***
Durup dururken, şimdi bu çiçek muhabbeti de nereden çıktı diyenlere;
Öncelikle vurgulamalıyım ki yukarıdaki bölüm, son projem "IHLAMUR ÇİÇEĞİ" kitap çalışmamın giriş bölümünden bir alıntı. Buraya taşımaktaki amacımsa; gündem o kadar acımasız, tatsız, sevimsiz ve zevksiz ki bir nebze olsun eski güzel yılların temiz, saf, çıkarsız kokusunu solumanızı salık verdim. Zira buna benim de en az sizler gibi ihtiyacım vardı. Ağaçların, ormanların çıkar uğruna talan edildiği, yenmez çiğnenmez diye çiçek yetiştirme zevkinin köreldiği, doğanın sadece yakamozdan ibaret olduğunun zannedildiği bir evrim geçiriyoruz adeta. Kimin için, neyin için bu değişim!
 
Çocukluğumda Kaptan Jacques-Yves Cousteau adındaki bilim adamının projesi denizaltı belgesellerini izler, doğanın güzelliklerine adeta büyülenirdim. Şimdilerde Leonardo DiCaprıo'nun sunduğu belgeselleri izleyip dertleniyorum. Biliyor musunuz; Dünyada sadece Colombiya, Madagaskar ve Endonezya'da olmak üzere sadece üç tane yağmur ormanı kalmış. Yedi kıtanın her birine bir yağmur ormanı bile düşmezken süregelen talan tam bir akıl tutulması değil de ne?
 
Yağmuru, ağacı, çiçeği, yeşili bol bir Karadeniz insanı olarak endişe içindeyim.
 
 İlk kez sosyal medya kullanmaya başlangıcım kızımın "farmwille", "citywılle" gibi oyunları oynamak için adıma sosyal medya hesabı açmasıyla başladım. Kızım, derslerinden kalan zamanında bu oyunları oynuyor, şehir kuruyor, çiftlık kuruyor, ağaç dikip sebze-meyve, çiçek yetiştirdikçe puan topluyordu. Sonradan öğrendim, meğer bütün ülke klavye başında mühendis ya da çiftçi olmuş.
 
 Büyüdüğüm yer olan memleketim Sinop'un şirin ilçesi Gerze'de çocukluğumdan son birkaç yıl öncesine kadar Temmuz ayının onsekizinden sonra üç gün boyunca kültür-sanat festivali yapılır, bu süreçte bahçe peyzaj alanında tüm ilçeyi kapsayan bir yarışmayla en güzel üç bahçe seçilir ve bahçe sahipleri derecelerine göre belli miktarda odun kömür desteği ile ödüllendirilir, bahçe duvarlarına da plaketler çakılırdı. Şunu da belirtmemde yarar görüyorum; Bunun için hiçkimse özel bir çabaya girmezdi. Çünkü halkın zaten doğa bilinci ve yaşama sevinci vardı. Ağaçların, çiçeklerin hayatı güzelleştirdiği düşünülür, bilinirdi. Anneler gününde, öğretmenler gününde, doğumgünlerinde, tüm özel günlerde en güzel hediye çiçekti. Şimdi sevgililer bile birbirine taş hediye ediyorlar tıpkı penguenler gibi.
 
Ne oldu da hayattan zevk almayı unuttu insanlar?
Tükettiğimiz hormonlu yiyecekler mi yoksa koku, tat ve haz duygularımızı köreltti. Bilmiyorum! Sadece düşünüyorum. Bulduğum cevaplar beni tatmin etmediği için de bir BİR BİLEN ARIYORUM. Çocukluğumda sabahları ekmek almaya gidip gelene kadar önünden geçtiğim bahçe duvarları ardından sarkan çiçek kokularını özlüyorum.
 
Sevgiyle...
Seda ATALAY
 
1000
icon
Ergün 23 Mayıs 2021 19:17

Elinize sağlık duygularımızı dile getirmişsiniz yazılarınızı merakla beklemeye başladık

0 1 Cevap Yaz
Bekir Demirci 23 Mayıs 2021 17:42

Kapitalizm argümanları aracılığı ile insani değerlerimizı yozlaştırdı.Yeni bir insan türevi oluşturdu,bu tür de dünyayı buğünkü haline getirdi.Bunlar daha iyi günlerimiz...Boşuna bir bilen aramayın,bildiğiniz doğruları tüketmemekte çalışarak yaşayıp gidin kalanınızı.Sevgiler,yüreğiniz dert görmesin...

0 1 Cevap Yaz
Salih KOÇ 23 Mayıs 2021 14:19

Seda Hanım merhaba, Öncelikle kutluyorum. Bu hafta da yine güzel bir tema yakalamışsınız. Çok sevdiğimizi zannettiğimiz ama içerikleri hakkında çok da bir bilgiye sahip olmadığımız (en azından benim için öyle ) çiçekler konusuna değinmişsiniz. Geçmişi anımsamak, gösterişten, desinlerden uzak doğa düşkünü büyüklerimizi hatırlamak, yeni kuşaklara aktarmak; yazıya dökerek ölümsüzleştirmek... Rastgele konuşan insanlar arasından sıyrılıp, düşünerek yazan insanlar arasına katılmak ve bunu süreklileştirmek... Bu arada yeni çalışmadan da kısa bir alıntı yaparak söz etmen biz okurları ziyadesi ile memnun etmiştir... Yeni anlatımlarını sabırsızlıkla bekler, sağlıklı bir yaşam dileriz...

0 1 Cevap Yaz
Eskiden festivallerde guzel bahçeler sevilirsin şimdi imar değişti bahçeli inşaatlar azal

San arıyorum o güzel gunleri

0 1
Aynur Taskin Cetin 23 Mayıs 2021 13:26

Yüreğinize sağlık. Çocukluğumda evimizin bahçesindeki mor salkimlarin kokusu geldi burnuma. ...

0 2 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı