Devşirme Büyükşehirliler

31 Ağustos 2021 14:25
A
a
    İki haftadır siz okuyucularıma Antalya'dan değil  Sinop'tan yazıyorum. Anne evinden ya da memleketten yazıyorum deseydim de olurdu ama Sinop'tan yazlıktan yazıyorum demek daha havalı. Ben de havalı şeyleri seven biri olunca...

     Geldiğimden beri memleketime intibak etmede zorlanıyorum. Hiçbir köy bağlantısı olmayan ve ilçenin yerli halkının bir evladı olarak her geldiğimde biraz daha yabancılaşıyorum. Çoğu şeye şaşırıyorum, gülüyorum, yadırgıyorum.

     Sinop'un, doksanlı yılların başında Ukrayna'dan kaçıp gelen ünlü Aydın isimli beyaz balinasıyla ünlü Gerze ilçesindeyim. Burada insanlar birbirini çok yakından tanır, güvenir, hatta anahtarını kapının yüzünde bırakır sağa sola gider, yatar uyurdu bile. Artık son yıllarda her geldiğimde apartmana giren çıkan kimseyi tanımıyorum. Zamanında köylerden büyük şehirlere gidip çoluk çocuk yapmış memleketimin köylüsü, büyük şehrin kenar mahallerinden yeni bir arabesk kültür ile yoğrululup geri gelmişler. Ne Sinoplu kalabilmişler, ne de büyük şehirli olabilmişlerdir. Onca yıllık birikimleri büyük şehirde mülk almaya yetmemiş. Köye yerleşme fikri de cazip gelmeyince merkezdeki ucuz evleri satın alıp yerli halkı da sözde devasa büyük şehir kültürleriyle ezmeye kalkmışlar.

     İlçemize doğalgaz geleli henüz iki yıl oldu. Geneli emekli olan yerli halk taksitle evine doğalgaz döşetirken, bizim havalı büyük şehirli hemşehrilerimiz herkesten önce davranmış. Ancak büyük şehirde de köydeki yaşantılarını devam ettirip dönen bu insanlar, parayı bol bulunca ya da ilçemiz şartlarına göre ellerindeki para bol gelince ama tüm evi kalorifer petekleri döşetmeye bu bol para yetmeyince de doğal gaza uyumlu sobalar alıp yine eskisi gibi tek odayı ısıtıp cakalarından pek birşey kaybetmemişler.
 
***
     Belli zamanlarda düzenli bir şekilde yaptığımız, zevk aldığımız ve inandığımız davranışlarımız vardır. Bunlar rituellerimizdir. Sabah kahvesi, beş çayı, günlük yapılan yürüyüşler, belli zamanlarda yapılan kabir ziyaretleri, ibadetler gibi birçok şey sayılabilir.

     Rituelleri; zorunluluk hissetmeden, bağımlı olmadan yaşarsa eğer insan, anlamını bulur. Alışkanlık haline getirmeden ziyadesiyle keyf verici olacaktır. Zira zorunlulukla yaşanan herşey zamanla kaygı oluşturabilir.

     Bana göre tiryakilik de ritueller arasında sayılır. Toplumumuzda tiryakilik denince akla çayı, kayveyi, sigarayı fazla tüketme ve temini olmadığında vücudun yaşadığı rahatsızlık gelir. Oysa tiryakilik, belirli zamanlarda belirli miktarda kullanılan, yapılan eylemlerdir. Miktarı ve zamanı siz belirlersiniz. Gelişi güzel yiyilen, içilen şeylerin miktarının çokluğu tiryakilikten öte bağımlılık olabilir.

     Hergün beş çayını aksatmayan İngilizlerin bu eylemi, hem tiryakilik hem de rituelleridir. Gerektiği durumlarda aksatılan beş çayları bugüne kadar bir İngiliz'in yaşantısını alt üst etmemiştir. Eğer benim bilmediğim birşey varsa eğer bu konuda, yazının alt kısmındaki yorum bölümüne not bırakınız lütfen.
     Bir de alışkanlıklar vardır ki fazlası bağımlılık yapabilir.
    * Artık anlaşamayan çiftlerin birarada yaşamaktan vazgeçememesi,
    *Ekmeksiz karın doyuramama,
    *Asla kaçırılmayan tv pragramları
Daha neler neleeer... Binlerce örnek sayabilirsiniz biliyorum. Ancak uzun yazı okuma alışkanlığı diğer alışkanlıklara nazaran daha az olduğundan bazı okuyucularımı ilk bakışta ürkütmek istemem. Okumak deyince; ben bunu da alışkanlıktan rituel hale çevirdim. Çok okumaktan ziyade yeterince okumak ve çayımla, satırların altını çizdiğim kalemim ve bazen not defterim ve oturduğum köşemle rituelleştirme zevkini edindim. Zira alışkanlık halinde okuduğum yıllarda sanki kendimle yarışır gibi okuyordum. Şimdiyse okurken yaşamdan kopma yerine yaşantıma giydiriyorum okuma eylemimi. Alışkanlıkları değiştirmek zor, fakat ritueller ara ara esnerse keyf bile verebilir.

***
     İnsanoğlu bilmediğinin cahilidir elbet. Bunu kırmak için tahsil yetmez. Bir de görüp yaşamak gerekir. Lakin alışkanlıklar, cehaletin dostu olabilir. Yazımızın başında anlattığım bizim DEVŞİRME BÜYÜKŞEHİRLİLER elbette kaloriferin rahatlığını bilirler. İllaki girip çıktıkları devlet dairelerinde, iş yerlerinde, okullarda bunu tecrübe etmişlerdir. Ama ya onlarınki öyle olmazsa, ya doğalgazın aylık masrafı odun kömüre  göre çok fazla tutarsa, ya başa çıkamazlarsa. Hem soba bilindik birşey hem de varlığı belki güven veriyordur. Kalorifer petekleri ince, yer kaplamayan narin şeylerden ne kadar hayır gelir? Diğer odalara petek döşetmektense misafir odasına doğalgaza uyumlu bir soba almak, asıl kullanılan yerlere odun sobası kurup ısınmak hem eve gelen gidene havalı görünme, hem de kış boyu kemiklerini gevrete gevrete ısınma garantisi vermez mi?

     Ne de olsa karda, kışta, buzda odun, kömür taşıma zahmeti kadının sorumluluğu!
Sevgiyle...
 
1000
icon
Mehmet Çalıkçı 1 Eylül 2021 19:04

Elinize kaleminize sağlık İÜ

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı