Edep de Akıl da Yaşta, Mevkide değil; Baştadır!

8 Ağustos 2021 05:22
A
a
     Yazları memlekete, anne evine gittiğimde bana ait olan dolabımı muhakkak eşelerim. Aslında içinde neler olduğunu bilmeme rağmen, sanki farklı birşeyler bulacakmış gibi meraklanırım. Peçete kolleksiyonum, gençlik yıllarımdan kalan posterlerim, şiir defterlerim, hatıra defterim, yazılarım, notlarım, Hey dergileri, üç dört yaşlarımda giydiğim el örgüsü kırmızı elbisem, albümler, kart-postallar daha neler neler...

     Aile evinde bıraktığınız hatıralar, rutubetli dolaplar, menteşesi paslı bir sandık, çalışmayan radyo teyp, aile albümleri, duvarda çerçeveli aile büyüklerinin fotoğrafları, artık tercih edilmeyen göbekli yün halılar ve o hepimizin bildiği bir zamanların modası kabak çiçeği desenli milli perdelerimiz. sanki herbiri bir zamanlar Uğur Dündar'ın hazırlayıp sunduğu "Bir Albüm" programından çıkmış gibi samimi gelir.

     Bundan ondört yıl önce eşyalarım bir kundaklama sonucu yanmıştı. Sahsıma yapılmış bu düşmanlık her ne kadar zoruma gitmiş olsa da eve girdiğimde ilk aradığım şey rahmetli babamla olan bir zarf içindeki fotoğraflarımız olmuştu. Garip bir şekilde sehpanın yan tarafına kaymış ve kundakçının yakmadığı tek şahsi eşyam o zarf olmuştu. Ne kadar şükrettiğimi ben bilirim. Ancak yıllarca yeni giysi alırken, yanan giysilerle kombin planlıyor; yandıkları aklıma gelince alışveriş keyfim de bir anda gidiyordu. Omuzlardan bağcıklı yavrağzı tişörtümü hala çok özlerim.

     Oyuncu- yönetmen Uğur Yücel'i pek beğenirim. O ne zaman bir eser çıkarsa izlemek için can atarım.
     Bundan birkaç yıl önce Uğur Yücel'in yönettiği ve baş rol oynadığı bir televizyon dizisinde şöyle bir sahne vardı; Aileye ait konağa borç yüzünden icra tarafından el konuyordu. Evin kızlarından biri eşyalar dışarı çıkarıldıktan sonra eve bir hışımla dalarak, üst kattaki odalardan birinin kapısını söküp, sırtlayıp bahçeye indi. Onu kimse engelleyemedi. Babasına dönerek " Bu kapı benim seninle ve geçmişimle arada bir bağ. Her yıl benim ve kardeşlerimin boyumuzu bu kapıda ölçer çentik atardın. Bak bunlar işte o çentikler ve tarıhleri. Bu kapı benim çocukluğum, gençliğe geçişim." tarzında bir konuşma yaptı.

     Boyası aşınmış, eski püskü bir kapı alt tarafı şeklinde değerlendirebilirsiniz. Ancak birileri için hatırası derinleşmiş bir gençlik. Bu sahneyi de ticari olarak yapılmış dizi sahnesi olarak da düşünenler olacaktır. Fakat  iki sezonluk bu diziden benim içime işleyen bu anlar olmuş.

     Sanatçılar, halkın içindeki ince ruhlu insanlardır!
     Geçtiğimiz haftadan bu yana şunu gördük ki gezi olaylarında söz gelimi iki ağaç için ön safhalarda ayaklanan kesim, sanatçılar olmuştu. Çünkü ağaç, vatan demektir. Şimdi baktığımızda orman yangınlarına müdahelede yine sanatçılar halkın önünde saf aldılar. Bu bir istikrardır. Sağcısından solcusuna, doğulusundan batılısına yine sanatçılar keselerinin ağzını açtı. Yardımlaşmada da yangın söndürme operasyonlarında da en duyarlı kesim sanat camiasıydı. İş insanlarına bakıldığındaysa yine gezi ayaklanmasında halkın yanında saf tutan zenginlerin, yine bu afetin yaralarını sarmak için seferber olduklarını görüyoruz.

     Türkiye Cumhuriyeti, sağlam temeller üzerine atılmış güçlü ve büyük bir devlettir!
     Çanakkale'de yedi düvele meydan okuduktan sonra artık yıkılmayacağını kanıtlamış bir ulus devletidir Türkiye. Her türlü felaketin üstesinden gelebilecek tecrübeyi milli mücadele yıllarında tecrube etmiştir kuşkusuz. Bugün kötü bir yönetimin başta olması devleti aciz düşürmez. Aciziyet, şahıslara mahsustur. Her gelen, elbet bir gün geldiği gibi gidecektir. Ancak hafızalarımızın paslı raflarında liyakatsiz yöneticiler, cahil söylemler, kindar bir gruhun işgali, binbir çeşit beceriksizlikler kalacaktır.

     Büyüdüğüm yer memleketim, Sinop'un Gerze ilçesi 1956 yılında büyük bir yangın geçirmiş, 21 vatandaşını bu yangında kaybetmiş ve iki üç yılını çadırlarda çile içinde geçirmiştir. Yangından dört beş sene sonra yirmi yıl cüzi faizle ödenmek üzre yeni evlerine oturan halk, hiçbir zaman bedevre tahtasından yapılmış, eski ev ve eşyalarını unutamadığı gibi halkın üzerinde bu felaket, travma etkisi yapmıştır.

     Ailemin, komşularımın, öğretmenlerimin, tanıdığım tüm kasabalının yangın anılarını dinleyerek büyümüş bir insan olarak; az sayıda evi yanmamış insanların hiç birinin ağzından asla "Keşke bizim evimiz de yansaydı da bu tek tip evlerden bize de verseler, borçlandırılsaydık." diyen olduğunu duymadım.

     EDEP DE AKIL DA YAŞTA, MEVKİDE DEĞİL; BAŞTADIR!
sevgiyle...
 
1000
icon
Ayşegül Çetin 20 Ağustos 2021 08:30

Kalemine sağlık arkadaşım mükemmel satırlar

0 0 Cevap Yaz
MUSTAFA 9 Ağustos 2021 15:09

Emeğinize sağlık... Aynı düşünce ve duygularla sizi kutluyorum.

0 1 Cevap Yaz
Seda

Teşekkürler 🙏

0 0
Ender 9 Ağustos 2021 13:44

Aramızda Kalsın dizisi

0 1 Cevap Yaz
Seda

Etkili bir sahneydi.

0 0
Ayla Çatalkaya Özen 9 Ağustos 2021 10:04

Çok güzel, biz yaramızı sararizda,sorunumuz çok büyük.

0 1 Cevap Yaz
Seda

Teşekkürler 🙏 Bu vatan neler görmedi ki!

0 0
Mehmet SÖKMEN 9 Ağustos 2021 05:58

Çok güzel, beynine sağlık

0 1 Cevap Yaz
Seda

Teşekkürler 🙏

0 0
Muhtar 8 Ağustos 2021 17:06

Katılıyorum sözlerinize edep gerek edep ve adap 👍🧿

0 1 Cevap Yaz
Seda

Edep ve adap!

0 0
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı