Göğe Bakma Durağı

20 Haziran 2021 09:45
A
a
Yazımın başlığını Turgut Uyar'ın çok sevdiğim bir şiirinden aldım. Göğe bakma durağı. Şiir  
'İkimiz birden sevinebiliriz
Şu kaçamak ışıklardan 
Şu şeker kamışlarından' 
diye başlıyor.Salgın nedeniyle yaşam hızımızın oldukça düştüğü yalnızlığa gömüldüğümüz, evden dışarıya çıkamadığımız bu günlerde daha sık bakar olduk unuttuğumuz gökyüzüne. Balkon ve pencerelerimiz de göğe bakma duraklarımız oldu. Antalya Sanatçılar Derneğinin saat kulesinin arkasındaki çay bahçesinde özel bir masam vardı. Çoğunlukla oraya oturur, kitap okur, çay içer dinlenirdim. Masaya gölge olan ağaca iliştirilmiş şiirin adı yine Göğe Bakma Durağı idi. O ağacın gölgesinde şiire bir göz atar, göğe bakar, varsa bulutları seyre dalardım. Bütün yorgunluğum giderdi oracıkta. 

Gökyüzüne bakışımı öğrenmek ve derinleştirip bundan keyif almak için az çabam ve birikimim olmadı değil. Bakışlarımı eğitmiştim, yıllar içinde. Meraklı ve gözlemci bir çocuktum küçüklüğümde. Şaşkın, meraklı bakışlarla gökyüzüne çevirirdim yüzümü saatlerce büyülenmiş, teslim olmuş bir şekilde bulutların dansını izlerdim. Onları pamuğa benzetir, rüzgarın etkisiyle şekilden şekile geçişlerini hayranlıkla, coşku ile izlerdim. Bakışıma yakalanmadan geçmesi zordu bulutların. Aradaki boşlukları hayal gücümle ben doldururdum. Hayallere kapılıp giderdim götürdüğü yere kadar. BULUT :Ben bu sözcüğe bayılıyorum. Bulut sözcüğünün kendisi bile beni karamsarlıktan kurtarmaya yetiyor. Ben onbir yaşımda da böyleydim, bugün de böyleyim. Bulutların delisiyim. İtiraf etmeliyim ki ne zaman canım sıkılsa gökyüzüne, varsa bulutlara bakarım neşem yerine gelir. 

Bulutların hareketlerinde aldığı şekillerde ben sınırsız olanaklar, özgürlükler görürüm, yaratıcılığımı uyarır. Beni özgürleştirir, esin verir. Kanatlanıp uçuveresim gelir, o pamuk şekerleri yemeye. Doğanın kendi bilgeliği, bulutlarda da ifadesini bulur. Bulutların devinimlerine ruhumun devinimleri eşlik ederdi. Buna bakış değil yapışma dense yerinde olur. Yanımdan kim geçerse geçsin, annem yemeğe bile çağırsa  umurumda olmazdı. Bulutları seyretmek oyundan önce gelirdi benim için.

Gözlemleyen ben ile gözlemlenen bulutların bir olması, özdeşleşmesi. Farkın ve sınırların ortadan kalkması. Ayaklarımın yerden kopması. Seyretme değil bu bütünleşme. Birlikte yaşam arzusu evrenin dokusunda var aslında. İnsan doğanın efendisi olmaya kalkışınca doğayla bütünlüğümüz bozuldu. Kendimizi doğanın bir parçası olarak görmemenin acısını çekiyoruz bugünlerde. 

Bir bakış etkinliğidir gökyüzünü, bulutları, yağmuru izlemek. Bulutlara güzelliği veren hareketli oluşu, gelip geçiciliğidir. Özünde değişimdir. Ben değişimi seviyorum, duraganlığı değil. Kendini eylemle dışa vuran bir bakıştır benimkisi. Edilgin bir seyretmek değilim. Katılım, birlikte akmak. Gökyüzü, bulutlar bunca güzelliği bize, bizler görelim, mutlu olalım diye sunmaz. Onların umurlarında bile değiliz. Onlar kendinden güzeldir. Çiçekler gibi. Çiçekler de güzel görünelim, güzel kokalım, insanlar bizi sevsin diye dertleri olmaz. Kendinden öyle, doğaları öyle. Ya insanlar. MUZAFFER GÜRBOĞA
EĞİTİMCİ - YAZAR
1000
icon
Seda Atalay 22 Haziran 2021 09:17

Heidie'nin bulutları hiç gitmesin Muzaffer hocam.

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı