Hadrinaus Parkında Bir Öğle Vakti

16 Mayıs 2021 22:28
A
a

Şunu farkettim: Kendimizi bir amaca, bir beklentiye, bir plana kilitlediğinizde; başka bir ifade ile yaşantıları ölçüp biçerek, orasından burasından çekip büzüştürdüğümüzde yaşamı daraltmış, eksiltmiş oluyoruz. Bu arada hayal kırıklıkları, hayat kırıklıkları, kalb kırıklıkları ve elde var hüzün. Keşkelerimiz oluyor, birşeyleri kaçırmanın hüznünü yaşıyoruz. Kişisel planlarımız ile yaşamın planları örtüşmüyor, uyuşmuyor.Kendi doğamız ile yaşadığımız doğa arasındaki dengesizlik sanırım buna neden oluyor


Geçenlerde kendimi evden dışarıya attığımda hiçbir plana teslim olmamayı göze almıştım. Kendimi duygularımın titreşimine ,onun yol göstericiliğine bıraktım.Nerede iyi hissediyorsam orada konaklayacakım. Başka bir ifadeyle yüreğimin istediği yere ve doğadaki akışa bıraktım kendimi.Bilirim ki duygularım aklımdan daha çok düşünür beni. Düşünceden daha çok deneyimin bana hissettirdiklerine güvenirim. Doğada neler yapmak gerektiğinden çok doğaya nasıl bakmalıydım. Soru bu olmalıydı. Bazen aradığımız şeyin dışında ve bildiklerimizin ötesindeki boşluklarda yaşarız güzel şeyleri. Farkında olabilirsek ne hoş. Hiç tasarlamadan, kendiliğinden ve otantik bir varoluş sözünü ettiğim.Hesapsız, kitapsız. Hayatı yaşamak değil bu hayatın kendisi olmak, bir akışın içinde farklı titreşimlerle birlikte akmak. Sevişmelerde,mutlu anlarımızda,sürprizlere tanıklık ettiğimizde,birine aşık olduğumuzda ,başımıza gelen yaşanntıya dönüştürdüğümüz şeydir bu.


Ben bu duyguların benzerini hadrinaus parkında yaşadım geçen bir öğle vakti. Orada hem güneşi gördüm, hem de baharı hissettim iliklerime kadar. Park adeta resim tablosu gibiydi. Ben ise sadece seyre dalmıştım. Kuşlar, ağaçlar, çiçekler, çimenler, su ve kale duvarlarının oluşturduğu dekor sanki beni gelecek diye oluşturulmuştu önceden. Kendimi çok özel hissettim. Ağaçların yaprakları ışıldıyor, gördüğüm herşey devinim halinde, kuşlar bir şarkı tutturmuşlar, gül ağacı ise bana kırmızı bir gül armağan ediyordu. İlkbaharın tüm renkleri önümde serenomi halindeydi.
 
Peki ama ben buraya her zaman geliyordum.Neden bugün burayı farklı algılıyor,çok değişmiş buluyordum.Yoksa değişen ben miydim? Birlikte mi değiştik? Orada söylenen şarkıya ben de katılmıştım. Düşünce devredışıydı.Bütün duyu organlarım işbaşındaydı.Gözlerim, kulaklarım, burnum, derim ve tüm duyargalarım en hassas ölçüde yeteneklerini ve bilgeliklerini ortaya koyuyorlardı.Kendimi etkilere,  görsel şölene açık hale getirmiş, orada olana teslim olmuştum. Müdahale etsem sihir bozulurdu.Hemen çocukluğumu hatırladım. Çocukluğumda hep böyleydim, bu yaşantılara aşinaydım. Demek büyümek dediğimiz şey,duygulardan, doğadan kaçıp,akla sığınmakmış. Bunu anladım. Asıl yaşamak doğadaki dengeye ortak olmak,onu korumak, yargılamalardan uzak yeni olasılıklara, yaratıcı deneyimlere kendini açmakmış

MUZAFFER GÜRBOĞA
EĞİTİMCİ-YAZAR
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı