Hayat Bayram Olsa

13 Mayıs 2021 00:58
A
a
Şu dünyadaki en mutlu kişi mutluluk verendir, sevilen kişi sevmeyi bilendir, en güçlü kişi güçlükten gelendir, en bilgin kişi kendini bilendir, en olgun kişi acıya gülendir, en soylu kişi insafa gelendir, en zengin kişi gönül fethedendir, en üstün kişi insanı sevendir.

Ülkemizde son yüzyılda yazılmış en güzel güftedir belki de. Zaman zaman hayıflanırım; "Keşke ben Şenay'dan önce doğmuş olsaydım da bu güzel dizeler ilk benim aklıma gelseydi!" diye. Yine de birilerinin bu duyguyu hissediyor olduğunu bilmek de mutluluk verici. Milyonlarca insanın Yeşilçam klasiklerini izlerken ya da stadyumlarda maç aralarında el ele bu şarkıyı elli yıla yakındır bir marş haline getirmeleri ümit verici gibi.

HAYAT BAYRAM OLSA, olsa da nasıl olsa bunu iyi çözümlemek lazım. Güzel bir şarkıyı dinlerken tempo tutmakla, sözlerine iç geçirmekle bayram olur mu? Bayram ancak, herkesin iyi beslendiği gündür. Doyduğu gündür demiyorum, beslenmekten bahsediyorum. Zira aç yatanlarla mide dolduranlar arasında sadece yük farkı vardır. Buna da mı şükür?

 "Lükse tamah etmeyenin teşekkürüdür şükür; Açın, aza kanaati değil!"
Son yıllarda yazılmış bir kitap çok etkiledi beni. Belki piyasaların en iyisi sayılmaz, belki de öyledir. Ancak okurken dişlerimi sıktığım, okumayı bitirdiğimde gözyaşlarıma hakim olamadığım bir eser. Bir kitabın arka kapağını kapatırken gözyaşlarıma tanıklık ettim diyebilirim. Zülfü Livaneli'nin muhteşem eseri "Son Ada".
Kitapta; kendi halinde doğayla iç içe yaşayan, genellikle emekli olmuş, komşuluk ilişkileri eski zamanlardaki gibi sıkı sıkıya bağlı ada halkının trajedisini anlatıyor. Ülkemizde ŞİRİNLER adıyla gösterilen, orjinali "Kayıp Köy (Les Schtroumpfs) olan çizgi filmi hatırlatıyor olması ile eskilerin tabir ettiği "Aklın yolu bir." sözü geçti durdu okurken kafamdan. Belçikalı yazar-çizer Pierre Culliford'un 1958 başlangıç tarihindeki bu eseri günümüzde birçok ülkede yasaklanmış olduğunu da hatırlatmak isterim.

Biz yine dönelim romanımız Son Ada'ya
Romanda, adanın verimli topraklarında tüm halk bir olur fıstık yetiştirir. Adanın müzisyenleriyse müzik yapar hasat serenomisinde, ara ara da fıstık toplar. Herkes yiyeceği kadarını götürür evine, fazlası ada dışındaki tüccarlara satılır. Geliriyse tüm ada halkına eşit bölüştürülür. Tabii ki kuşlar ve diğer hayvanların hisseleri de unutulmaz. Yeterince ayrılır dallarında. Burada ince bir ayrıntı vardır. Müzisyenlere hiçkimse "Sen çaldın söyledin biz çapa yaptık." demez. Eşit pay verilir. Çünkü müzik bir eğlence aracı değil ihtiyaçtır. Müzisyene ise sanatçı denir. Sanatçının yaptığıysa da sanat değil midir?
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."
                                                              Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK


diyen ulu öndere sahip bir milletin romandaki bu detayı okurken atlamaması çok önemli. Zira bunun aksine ta ilkokuldan bu yana La Fontein'in karekteri Ağustos Böceği'ni yaz boyu müzik yaptığı için çalışmamış sayanlar da yine biziz.

Romanda, bir gün adaya üst düzey pırpırları olan beyaz elbiseli bir emekli asker gelir ve adada yeni bir düzen kurar. Okuyanlardan iletişime geçtiğim birçok kişinin aslında bu beyaz elbiseli emekli askerin kimliğine, yazara esin kaynağı olduğuna takılı kalıp, Ağustos Böceği masalını göz ardı ediyor olmaları üzüntü veriyor.

Yaşamakta olduğumuz son bir buçuk yıla yakındır süregelen covit19 pandemi döneminde de aynı şeylere tanıklık etmiyor muyuz? Günlük yevmiye ile çoğu kere iş güvenliği olmadan ve sigortasız çalıştırılan sahne emekçileri için duyarlı zannettiğimiz birçok sanatseverin " Ee onlar da zamanında har vurup harman savurmasalarmış." dediklerine birçoğumuz şahit olmadı mı? Hani hak, hukuk, adalet diye diye yollara dökülenler geçim sıkıntısı çeken sanatçılar için neredeler? Geçimini sadece sahnede kazanan emekçiler, işçi bayramlarında en önde emekçiyi kutlarken neden bir utanan yok? Biz sanatçımızı bırakın, insanımız aç yatarken tok uyuyanlara insan derken neden utanmıyoruz? Sanatçının eserlerini sadece eğlence işi diye küçümseyen insanlara diyorum ki;

-Hadi bir beste yapıp çalın söyleyin de eğlenelim!
-Hadi bir tiyatro yazın oynayın da eğlenelim!
-Hadi bir bale kareografisi görelim sizden de eğlenelim!
-Hadi mizah yapın da eğlenelim!
 Hodri meydan...

Haksızlığa uğrayan her kesimin yanında, sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinde en ön safhada olan müzisyenleri La Fontein'in bir masal kahramanı konumunda düşünmek, hiç de aklın bir oduğu yol gibi görünmüyor. Peki ya bu duyarlı örgütler nerede?

Bütün dünya buna bir inansa. Hayat bayram olsa. İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa uzansak sonsuza.

Sevgiyle...
1000
icon
Ayşe Özmak Mercan 14 Mayıs 2021 20:28

Güncel, duyarlı ve çok akıcı bir makale. Çok keyifle okudum.Tebrik ederim Seda hanım.

0 1 Cevap Yaz
Seda

Çok teşekkür ederim 🙏

0 0
Seda ATALAY

Çok teşekkür ederim 🙏

0 0
Aynur Cetin 14 Mayıs 2021 13:01

Yüreğinize sağlık.Milletçe empati kursak keşke ...

0 4 Cevap Yaz
Muhtar 14 Mayıs 2021 01:01

Elinize yüreğinize sağlık hakların emeklerin paylaşıldığı ada gibi olsa hergün bayram olur tebrikler 👏

0 2 Cevap Yaz
Ender 14 Mayıs 2021 00:23

Nazım Hikmet, "Ağustos böceği ile Karınca" masalı için "Ben bu masaldaki karıncadan iğrenirim. Ağustos böceğine gelince; ona bütün bir yaz kendini düşünmeden türkü çağırdığı için değil; gidip karıncanın kapısını çalacak kadar budalalaştığı, en sonunda yüreğinin gücünü böylece kaybettiği için kızarım"

0 2 Cevap Yaz
Salih KOÇ 13 Mayıs 2021 21:33

Link deki yazınızı okudum. İnsanların daha güzele ulaşmaları için bir gayretleri ve o yolda ilerleyebilmeleri için entelektüel bir birikimleri olması gerekir. Kısacık cümlelerle ve olayları birbirine ulayarak anlatım gücünüze hayran kaldım... Toplum içindeki farklı bir gözle bakılan sanatçı sorunlarına bakışınız da anlamlı olmuş. Köşe yazıları biraz da topluma yön vermesi açısından önemli. Paylaşmayı unuttuğumuz son dönemler için güzel bir hatırlatma olmuş. Ağustos böceğinin yazın verdiği müzikli tempodan güç alan belki bizim bilmediğimiz varlıklar da vardı. Bu biraz da önyargılarımızı tekrar gözden geçirmemiz gerektiği hususunda bir uyarı gibi değerlendirdim. Ben olaya iki açıdan baktım. İlki anlatımdaki sadelik, İkincisi toplumsal yargılarımızı gözden geçirmeye bir çağrı gibi değerlendirdim... Kaleminize yüreğinize sağlık diyorum... Tekrar iyi akşamlar diliyorum...

0 2 Cevap Yaz
Salih KOÇ 13 Mayıs 2021 21:33

Link deki yazınızı okudum. İnsanların daha güzele ulaşmaları için bir gayretleri ve o yolda ilerleyebilmeleri için entelektüel bir birikimleri olması gerekir. Kısacık cümlelerle ve olayları birbirine ulayarak anlatım gücünüze hayran kaldım... Toplum içindeki farklı bir gözle bakılan sanatçı sorunlarına bakışınız da anlamlı olmuş. Köşe yazıları biraz da topluma yön vermesi açısından önemli. Paylaşmayı unuttuğumuz son dönemler için güzel bir hatırlatma olmuş. Ağustos böceğinin yazın verdiği müzikli tempodan güç alan belki bizim bilmediğimiz varlıklar da vardı. Bu biraz da önyargılarımızı tekrar gözden geçirmemiz gerektiği hususunda bir uyarı gibi değerlendirdim. Ben olaya iki açıdan baktım. İlki anlatımdaki sadelik, İkincisi toplumsal yargılarımızı gözden geçirmeye bir çağrı gibi değerlendirdim... Kaleminize yüreğinize sağlık diyorum... Tekrar iyi akşamlar diliyorum...

0 2 Cevap Yaz
Seda ATALAY

Çok teşekkür ederim 🙏

0 0
Filiz mızraklı 13 Mayıs 2021 19:58

Empatisi yüksek çok duyarlı bir anlatım olmuş tebrik ederim seramiğin.

0 2 Cevap Yaz
ferkul 13 Mayıs 2021 19:34

Tebrikler, kaleminize sağlıklar diliyorum

0 3 Cevap Yaz
Seda ATALAY

Çok teşekkür ederim efendim.

0 1
Alp ALTUNDAL 13 Mayıs 2021 17:02

O kadar içi Buğday başakları gibi dolu Kİ bu yazın... Kutluyorum kalbimin en derinliklerinden Seni

0 2 Cevap Yaz
Zeynep tung 13 Mayıs 2021 16:28

Harika🥰🥰🥰

0 2 Cevap Yaz
Seda ATALAY

Çok teşekkür ederim

0 0
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı