Heykelin Heykel Olma Hali

27 Mayıs 2021 22:39
A
a
Sanatta ritimler ve kanunlar kitabının yazarı Waldemar  Deonna kitabında “ Sanatçı ancak  kendisini anlayabilecek dereceye gelmiş bir toplum üzerinde etkili olabilir “ diye yazmış. Sanatçı açısından   anlaşılabilir olma durumu ,yüzünü antikiteden moderniteye çevirip , “benzersiz birey” olma tutkusuyla ideal olana değil , benzersiz olanı yaratma çabasına girerek  büyük ihtimal toplum ile olan ilişkisine başka bir boyut kazandırmıştır.

Bir süredir sosyal medyada sıkça karşıma çıkan , aşağıda da sizlerle paylaşacağım görseller üzerinden, sanatı yaratan bireylerin  kendilerini meydana getiren sosyal yapının parçası olma ve bu sosyal yapı ile aralarındaki ilişkinin üretilen esere yansıması üzerine yazmak ihiyacındayım.
Aşağıda vereceğim bir görselin “Sanat “olarak tanımlanamayacağına dair düşüncelerin yüksek sesle çıkacağına eminim. Ama bu işlerin topluma mal ediliş hali ve şeklini de konuşmak gerektiği inancındayım.

 İnsanlık tarihinin her döneminde sanatçı yaşadığı dönemin coğrafi ,toplumsal ,felsefi ,politik ve ekonomik  gelişmelerinden etkilenmiştir. Sizlerin de çok iyi bildiği üzere batı sanatı Rönesansına Antik yunan ve Roma sanatını ( antikite ) yeniden inceleyerek , esinlenerek , mitolojisini ve dönem felsefesini yeniden araştırarak , bu esinlenmeleri edimlerine yansıtarak ulaşmıştır.


.

İlk  görsel hepimizin çok iyi bildiğini , Michelangelo’nun Davut heykeli. Bir elinde taş , diğer elinde sapanı ile Golyat’a saldırmaya hazır .Yüzündeki gergin ifade, taşı tuttuğu elindeki damarlar, bacaklarındaki kasların gerginliği , tek bir mermer blok üzerinde beden detaylarını bu kadar mükemmel verebildiği için hala her yıl milyonlarca sanatseveri kendine çekiyor.
 Sanat tarihçi Giorgio Vasari Michelangelo’nun eserini anlatırken ; “Kesinlikle Michelangelo’nun Davut’unu gören kimsenin sağ ya da ölü hiç bir heykeltraşın hiç bir yapıtını görmeye ihtiyacı yoktur “ der…