Küçük Yer Konuşmaları

13 Haziran 2021 09:27
A
a
Yıllar önceydi, adıma ait işyerime bir tanıdığım uğramıştı. Radyoda Carmen operasının o ünlü aryası çalıyordu. Her ne kadar misafirimi hoşgörülü karşılamış olsam da demek kendimi müziğe kaptırma isteğim pek belli olmuş olacak ki "Sen ne kadar farklı bir insansın." şeklinde bir tepki aldım. Sonrasında açtı biraz daha konuyu; Tüm mesele benim opera dinliyor olmamdı. Oysa dünyanın farklı yerlerinde kimbilir ne kadar çok dinlenen bir aryadır o anda. Ancak benim yaşadığım kasabada belki de tek olmam beni farklı yapmıştı.

Geçenlerde bir arkadaşımla çay içerken, marjinal tiplerden hoşlandığını söyledi. Marjinal sözcüğünü ilk kez duyduğumda bunun farklı cinsel eğilimleri olan insanlar için kullanıldığını zannediyordum. Tabii ki bu ergen yaşlarımdaydı ve o yıllarda farkı olan sözcükler her nedense cinsellik üzerine olan konuşma içlerinde kullanılırdı. Şimdilerde ben buna KÜÇÜK YER KONUŞMALARI diyorum.

Herkesin birbirini tanıdığı, olan biten herşeyin öyle ya da böyle tüm kasabanın süzgecinden geçtiği yerlerde de elbet insanların zaafları farklı değildir. Ancak bu tür yerlerde duygular genellikle çok daha üstü kapalı yaşanır. Bu da kuralların az dışına çıkan insanların marjinalmiş gibi göründüğü kanısı uyandırır. Aslında gerçek olan da budur. Toplum kurallarının dışında davranış sergilemek bir nevi marjinalleşmedir. Bu anlayış, bir başka coğrafyada sıradan olabilir.

İskoçya'da erkekler kareli etek giydiğinde bu normaldir. Ülkemizin doğusunda bir erkek etek giyse aynı gün vurulma ihtimali vardır. Ancak batı şehirlerimizde bu marjinal olarak düşünülebilir. Oysa İskoçya'da etek, erkekler için yerel sıradan bir giyimdir. Örgü örmek dünyanın birçok yerinde kadın işi görülse de İtalya, Almanya, Belçika, Hollanda gibi ülkelerin yanısıra; Kuzey Asya halklarında da erkeklerin yoğun bir biçimde örgü ördüğü bilinir. Kadınlar için yerel olan örgü örme eylemi; birçok toplumda erkekler açısından marjinal bir hareket sayılır. Ülkemizde çok eşlilik giderek artmakta gibi. Tek eşli anaerkil yapıya sahip Türkler, İslam ile birlikte ataerkil düzene geçerken kadını da ikinci sınıf insan konumuna sokmakta gecikmediği gibi Arap kültüründe olan çok eşliliği din üzerinden savunarak hevese gelmiş gibi görünüyor. Metres kavramı, ülkenin geneline imam nikahlı eş adı altında meşrulaşıyor. Altmışların çiçek gençliği, şalvar altından sörf yapıyor neredeyse.

 Bir de eşcinsel, homoseksüel, bi-seksüel, lgbt gibi fraksiyonlara ayrılmiş cinsel tercih biçimi vardır ki bu, coğrafyalara göre farklı farklı kabul görebiliyor ya da görmüyor. Kimi yerde sapıklık denirken, kimi yerde marjinal yaşam biçimi deniyor. Kimi yerdeyse sıradan bir tercih netflix dizilerindeki gibi.

Hindistan, Tibet, Nepal, Tacikistan, Endonezya gibi ülkelerde poligami ve poliandri denen çok eşlilik, kadın merkezli çok eşli ailelerin sayısının oldukça arttığı biliniyor. Buralarda  bü tür yaşam biçimleri sıradan geleneksel bir olgu gibi görülürken medeni toplumlar tarafından, marjinal uygar bir yaşam biçimi olarak düşünülebiliyor.

1960'larda Türkiye'ye, Juanito adında bir  Fransız taksi şoförü turist  olarak gelir. Burada Fecri Ebcioğlu ile tanışır ve Arkadaşımın Aşkısın sarkısıyla şarkıcılık serüveni başlar. Halen hayatta olan Juanito; Türkiye'ye geldiğinde sevilen bir şarkıcı, ülkesine döndüğündeyse sıradan bir taksi şoförü olarak yaşamını sürdürür. Hangi yaşamı daha marjinaldir içinden çıkamadım. Aynen bizim mahallede 1970'lerde denize üstsüz girdiği için sosyetik sayılan Hadiye  Hanım ve Afrika'da memeleri açıkta pamuk toplayan siyahi bir kadının sıranlığı gibi. Ne dersiniz; Afrikalı ırgat kadınlar ülkemizde marjinal sayılır mı?

Zannediyorum; arkadaşıma göre marjinal insan tipi Metalica, AC/DC, Bon Jovi dinleyen, vücudu dövmeli, küpeli, rastalı saçlı insanlardır. Bunların genellikle ailelerinden kopuk, bireysel yaşam biçimini tercih etmiş olmaları beklense de içlerinden birçoğunun evinde örgü ördüğü, temizlik ve yemek yaptığı, varsa çocuğunun bezini de değiştirdiği bilinir.


Sevgiyle
Seda ATALAY

 
1000
icon
Zeynep Tung 14 Haziran 2021 11:44

Kalemine sağlık🧿🧿

0 2 Cevap Yaz
Burhanettin Tunç 14 Haziran 2021 08:01

Güzel yazı. Tebrik ederim Seda hanım..

0 2 Cevap Yaz
ferkul 13 Haziran 2021 17:23

İlgiyle okudum. Kaleminize sağlıklar diliyorum

0 2 Cevap Yaz
Seda ATALAY

Teşekkürler 🙏

0 0
Salih KOÇ 13 Haziran 2021 16:00

Merhaba Seda Hanım Herhalde böyle yazmaya devam edersen "Seda Hanım bu hafta ne yazmış acaba?" diye merakla bekleyen okurların artacağa benzer. İnsanları bir beklenti içine sokmak da ayrıca bir sorunluluktur. Bu yazıların devam etmesi gerekir.... Tabi bu da stres demektir... Ama bu seferki faydalı planından. Kısa bir yazıya bu kadar entelektüel birikimi sığdırabilmek de kolay olmasa gerek... Bu aynı zamanda toplumu sosyolojik olarak tahlil anlamına gelir ki bu da bir birikimi gerektirir... Başkalarını bilmem ama ben artık kendi adıma konuşacak olursam "Seda Hanım bu hafta ne yazmış acaba? diye merakla bekleyenlerden olmaya başladım bile... Yüreğine sağlık... Kaleminin mürekkebi kurumasın derler eskiler. Ben ise " klevyen bozulmasın" diyorum....

0 3 Cevap Yaz
Seda ATALAY

Çok teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle...

0 0
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı