www.milyos.com.tr

Necla Heybeci Yılmaz

Lübnan’ın Bitmeyen Kabusları

9 Ağustos 2020 00:21
A
a

Adını kendi topraklarındaki kayalık Lübnan Dağlarından alan Lübnan, geçmişte yaklaşık 400 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmış, 1800’lü yılların ortalarında, “ayrıcalıklı bir bağımsız sancak” statüsü verilmiş bir Osmanlı toprağıydı. Lübnan bölgesindeki şiddet ve kaos ortamı, bu ülkenin Osmanlı egemenliği döneminde de görülen bir özelliğiydi. (Çevik 2012: 126)
 
II. Dünya savaşı sırasında Fransız mandater yönetiminden kurtulup bağımsızlığını elde eden Lübnan yıllarca dış müdahalelere ve iç çatışmalara sahne olmuş, özellikle  1975’ten 1990’lara kadar süren iç savaşla büyük bir yıkıma uğramıştı. 15 yıllık savaş boyunca tahminen 130-200 bin arasında Lübnanlı öldürülmüş, Lübnan ekonomisi felç olmuş, savaştan geriye de sadece virane sokaklar, harabeye dönmüş şehirler kalmıştı. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi 2006 yılında İsraille anlaşmazlığa düşmüş ve başta Beyrut Limanı olmak üzere, İsrail tarafından bombalanmıştı. (Arslan 2018: 285)
 
Tam da 2006 yılının Temmuz ayındaydı bizim Lübnan gezimiz. Doğu'nun Paris'i kabul edilen bu şehrin sokaklarını adım adım gezerken her yerde iç savaşın izlerini görmek mümkündü. Yaşanan acılar, kapanmayan yaralar gün gibi ortadaydı. Yine de umut vardı, inanç vardı insanların yüzlerinde. Bu umut ve inançla düştükleri yerden ayağa kalkmayı başarabilmişlerdi. Şehrin büyük bir kısmı kendini onarmış, yenilenmişti. Yoksul insanlarda sık görülen gönül zenginliği Lübnanlılarda da vardı. Gittiğimiz her restaurantta cömertçe sunulan ikramlardan ve lezzetli yemeklerden sonra yerimizden kaldırılıyor başka bir masaya buyur ediliyor, oradan kaldırılıyıor yine başka bir masaya davet ediliyorduk. Önceleri bu duruma anlam vermekte zorlandık. Sonradan anladık ki meyve ikram edilen masa ayrı, tatlı ikram edilen masa ayrıymış. Güzel anılar biriktirdiğimiz Lübnan’dan Mısır’a hareket etmek üzere Beyrut Limanı’nda bizi bekleyen gemiye bindiğimizde limandan ayrılışımızın üzerinden henüz bir saat geçmişti ki Beyrut Limanı’nın ve Lübnan’ın İsrail tarafından bombalandığını öğrenmiştik. Gemi de Lübnanlı kardeşlerimiz de vardı. Acıları acımız olmuştu. Zor da olsa ayağa kalkan Lübnan tekrar düşürülmüştü.
 
Lübnan bugün yine başka bir kabusun içinde... Bitmeyen kabuslarına yenisi eklenmiş durumda. Üstelik her yeni kabus çok daha büyük sarsıyor, yaraları çok daha fazla da derinleştiriyor. Sık sık zihnimde beliren ise tarihçi, sosyolog, filozof, siyaset ve devlet adamı İbn Haldûn’un o meşhur sözü. “Coğrafya kaderdir.” Nerede doğarsan oranın kirine, çerçöpüne batıyor, oranın suyuyla yıkanıyor, oranın güneşiyle kavruluyorsun; oranın iklimi biçimlendiriyor geleceğini.
 
 
Umarın bu gördüğün son kabus olur Lübnan..
 
 
Uzm. Psk. Danışman
Necla HEYBECİ YILMAZ


 
1000
icon
Sevgi Demir 9 Ağustos 2020 13:28

Karışık duygular yaşıyor insan. Bir taraftan kötü yönetilen ülkelerin yöneticilerine oy veren halka üzülüyor diğer taraftan içi yanıyor.

0 7 Cevap Yaz
Mehtap Akkaya 9 Ağustos 2020 12:08

Yaşanan felaketin arkasından, isyanlarda başlamış. Ne güzel yazmışsınız coğrafya gerçekten kader, hiç rahat yok kısacası. Kaleminize yüreğinize sağlık 👏

0 13 Cevap Yaz
Aysel Yalçın Gizli

Harika bir yazı.İçler acısı tabloyu çok güzel bir anıyla anlatmışsınız.Ortadoğunun kaderi ;felaketler ve hiç bitmeyen birbirine düşmanlık.Ellerinize sağlık...

0 6
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı