Sanatın İçi Boşaltılıyor. Ne Dersiniz?

3 Mayıs 2021 10:51
A
a
John Berger "Kişi, tartıştığı olgunun mutlak çöküşüne ikna etmek istiyorsa, hoşgörülü davranmamak zorundadır." der. Sanırım ben de konuyla ilgili düşüncelerimi belirtirken hoşgörülü davranmayıp Andersen'ın masalındaki gibi "kral çıplak" diyeceğim.

Bazı sanat çevreleri, hiçbir sanatsal değeri olmayan şeyleri bizlere sanat eseri olarak sunmaktadır. Geleneksel malzemeleri bir kenara iterek yeni materyallerle yeni şeyler yapma peşindeler. Binlerce yıl denenmiş gereçleri (tuval, boya, fırça vb.) fazla gelenekçi bularak adeta aşağılamaktadırlar. Zafer Gençaydın'ın güzel bir sözü vardır "Eski sazla da yeni türküler söylenir." Modern sanat yapmak uğruna kadim yılların enstrümanlarını bir kenara iterek tenekeyle müzik yapmak ne kadar doğrudur bilemiyorum.

Evet sanat çürütülüyor. Sanatın içi boşaltılıp dışına süslü sözcüklerle kıyafetler giydiriliyor. Yırtılan tuvaller, kırık cam parçaları, duvara asılmış beton parçaları, kullanılmış çoraplar, bir yere yığılmış tuğlalar, saman üzerine yerleştirilmiş birkaç yumurta... Bunlara sanat eseri olarak bakılmasına anlam veremiyorum. Samanın üstüne tavuklar da yumurta bırakır. Her insan iki tuğlayı üst üste koyabilir. Bir şeyin içinde yetenek, yaratıcılık ve emek yoksa, o şey sadece yığındır. Sanat eseri olamaz. Bana göre sanatçı, eserine bakan kişiye "vay be, yapmış" dedirtemiyorsa başını öne eğip düşünmesi gerekir.

İstanbul'da bir sanat fuarını dolaşıyordum: Boş bir tuvalin üzerine yarım metre uzunluğunda odun parçası yapıştırmış olan genç, çalışmasını izleyicilere anlatıyordu. Aslında içinde hiçbir yetenek, yaratıcılık, emek barındırmayan çalışmasını anlamsız felsefik terimlerle sarmalayarak izleyicileri etkilemeye çalışıyordu. Sanatçı eserini neden anlatsın ki? Şair şiirini anlatıyor mu? Yazar romanını anlatıyor mu? Müzisyen şarkısını anlatıyor mu? Ressamın, resmini anlatması da saçmalıktır. Resim; ses, koku ve sözcüklerle ifadesi mümkün olmayan duyguları gösterir. Onu edebiyat veya bir başka sanatın ereği ile anlamak, alımlamak ve anlatmak imkânsızdır.

Tanık olduğum bu olayın bir benzeri de yönetmenliği ve senaristliği Donnersmarck tarafından gerçekleştirilen "Asla Gözlerini Kaçırma" filminin bir sahnesinde yaşanmaktadır. Sahne şöyle: Hocası Joseph Beuys'ın etkisi altında kalan fakat pek yetenekli olmadığı anlaşılan, ağzı iyi laf yapan bir öğrenci, sergiyi dolaşmakta olan zengin bir çifti etkilemeye çalışmaktadır. Duvar kağıdına benzer bir resim karşısında "Göz önünde olanlara değil de daha yapmacık olanlara odaklanırım. Derinliği ortaya çıkaran..." der. Daha sonra "Kompozisyon size ne anlam ifade ediyor." diye sorar. Yaşlı adam mahcup bir eda ile "Bence çok hoş, ama yine de bir duvar kağıdı işte." der. Ressam "Evet öyle görünüyor. Biz sanatçıların aradığı şey de bu. Dekoratif olanın ardında gizlenen şey... Sanat duygunuz oldukça derin. Arkadaşlarınız güzel bir duvar kağıdı görüyor, sizse onun ardındaki boyutu." diyerek izleyiciyi ikna eder. Ve böylece adam, bilgisizliğinin getirmiş olduğu durum ile toplumsal aşağılanma korkusunun etkisi altına girerek kralın çıplak olmadığına kendisini inandırıp çalışmayı satın alır. 1950'li yıllarda Avrupa'da tartışılan ve yaşanan bu olguları biz şimdi yoğun bir şekilde yaşamaktayız.

Bütün sanatseverlerin "Asla Gözlerini Kaçırma", ayrıca yönetmenliğini ve senaristliğini Ruben Östlund'un gerçekleştirdiği "Kare" filmini de mutlaka izlemelerini şiddetle tavsiye ederim.

Yukarıda bahsettiğim sanat çevresinin, konulu resme de  karşı çıktıklarını görmekteyiz. "Artık tekne, deniz, manzara resimlerinin geçmiş yüzyıllarda kaldığını" ifade etmektedirler. Bana göre resim, konulu ya da konusuz olabilir. Neyin resmini yapmak önemli değildir. Önemli olan şey, neyin resmini nasıl yapmaktır. Ressam, estetiği bir kadının ipeksi teninde arayabileceği gibi, gübreye konmuş tiksinti veren bir sineğin kanadında da arayabilir. Aynı zamanda konusu olmayan soyut biçimlerde de arayabilir. Aşk üzerine binlerce kitap yazılmıştır. Binlercesi daha yazılacaktır. Öyle bir tekne yaparsın ki dünyada eşi benzeri olmaz. Ruhundaki duyguyu tekne formuyla yoğurarak  yansıtırsın. Neden olmasın?
Kavramsal sanata karşı olduğum anlaşılmasın sakın. Hakkını vererek yapılan her sanata saygı duyarım. Örneğin Japon asıllı ressam Yayoi Kusama'nın renk patlamaları, ışık matrisleri ve çiçek enstalasyonları... Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo’nun binlerce sandalye ile yapmış olduğu enstalasyonları... Chiharu Shiota’nın tüm alanı siyah ve kırmızı iplerle kaplamış enstalasyonları... Müthiş bir emek, yetenek ve yaratıcılık... Ne diyebilirim ki?

Son olarak, John Berger'ın Marcel Duchamp'la ilgili yazmış olduğu kısa metnini de konuyla alakalı olduğunu düşündüğüm için sizinle paylaşmak isterim:
"Marcel Duchamp'ın, -bir sanat eserini sanat yapanın ne olduğunu ilk sorgulayan kişi olduğu için bugün gençlerin takdir ettiği ve daha 1915 yılında bir hırdavat dükkânından satın aldığı kar küreğine isim vermek dışında hiçbir şey yapmayan (bugün bu küreğin nüshaları müzelerde yer alıyor) Duchamp'ın- kendisi de, kısa bir süre önce şu sözleriyle bir putkırıcı olarak yenildiğini kabullendi: 'Günümüzde şaşırma diye bir şey kalmadı. Şaşırtan tek şey şaşırmamak.'

Yakında bir galerici bir gübre sergisi açacak ve koleksiyonerler de bunları satın alacak derken mecaz yapmıyorum. Defalarca söylendiği gibi halk enayi olduğu ya da sanat dünyası çılgın olduğu için değil; sahip olma tutkusu öylesine çarpıklaştı ve şiddetlendi ki artık gerçeklikten uzaklaştı ve mutlak bir ihtiyaca dönüştü."

Yukarıdaki ifadelerimden yola çıkarak, iddialı ve kibirli bir ressam olduğum sonucuna ulaşılmamasını umuyorum. Kendi yeteneğim doğrultusunda, duygularımı geleneksel malzemelerle çağımızın modern anlayışıyla birleştirerek ifade etmeye çalışıyorum. Tarih, en iyi hakemdir, sonucu tarafsız belirleyecektir.

Belki de bu düşüncelerimle büyük bir yanılgı içerisindeyim. Aldırmayın gitsin. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun dediği gibi: "Sen bana boş ver, erik ağacı / Çiçeğini açmaya bak."

                                                                                                                                                                
                                                                                                                                      
1000
icon
Ferit Kara 3 Mayıs 2021 21:15

Elinize kaleminize sağlık, çok güzel bir yazı .. Dediğiniz gibi. Her şeyi sanat diye yutturuyorlar..

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı