Üç Anektod

20 Haziran 2021 09:14
A
a
Bir zamanlar boşanmış iki çocuklu genç bir adam tanırdım. Eşinden ayrılırken, evden bir valiz ile çıktığından yeniden kendisine bir düzen kurmanın çabası içindeydi. Dışarıdan iyi denebilecek bir firmanın dispiritörü olarak çalıştığı halde düzenli bir maaş günü yoktu.

Bir gün beni aradı, konuşmaya ihtiyacım var dedikten sonra buluştuk. Görüşmediğimiz son bir iki hafta içinde neler yaşamış, neler!

Öncelikle buzdolabında yarım paken margarinden başka birşey kalmamış. Bir iki gün arkadaşlarının mekanına takılmış belki çay poğaça ısmarlayan biri çıkar diye. Baktı olacak gibi değil; Pazar kurulduğu gün, akşam üzeri tezgahlar toplandıktan sonra sebzecilerin bıraktığı kasaları eşelemeye gitmiş. Oradan domates, buradan biber, salatalık derken bir iki haftalık sebze meyve ihtiyacımı koydum dolaba diye iştahlı iştahlı anlatıyordu. Başlangıçta çok utanmış bir tanıdığı görür de laf olur diye. Ancak baktı ki normalde parası ile yaptığı alışveriş günlerinden çok daha iyi bir iş çıkartıyor, anın keyfini çıkarmayı yeğlemiş.

Krizi fırsata çevirmek tam da bu olsa gerek!

Aynı adam bir gün sonra çalıştığı firmanın ürününü pazarlamaya gittiği bir temizlik şirketinde zengin bir kadının temizlik işini aldıklarını ve gönderecek tek bir eleman bile olmadığına kulak misafiri olunca işe talip çıkar. Nasılsa kendi iş yeri para vermiyordur, fırsat kaçırılır mı?

Verilen adrese gider ve iki kadının gün boyu yapacağı temizliğin çok daha iyisini tek başına üç saatte yapar gelir. Halıları çırpar, koltukların alt astarlarına varıncaya kadar siler, kapı ve pencereyi pırıl pırıl yapıp mutfak ve banyoyu ovar. Erkek temizlikten ne anlar demeyin. Erkek gücünü hafife almayın. Neyse ertesi gün yevmiyesini almaya gider. O günün parasıyla yüz yirmi lira, artı yirmi lira da memnuniyet bahşişi. Temizlik firması da hem memnuniyet, hem de birlikte işe devam etme adına bir yüz yirmi lira da ayrıca verir. Toplam ikiyüz altmış lira o günlerde asgari ücretin yarısı kadar filandır.

Benim havalı, entellektüel, kibar arkadaşım o günden itibaren bir temizlik şirketinin erkek elemanı olarak performans sergiler durur.

*** Bir gün bir arkadaşımın işyerinde laflarken içeri giren dilenciye arkadaşım, işyerinin karşısındaki çöpü eşeleyen genç kızı göstererek; " Bak o da genç bir kız, istemez mi güzel güzel giyinsin yaşıtları gibi gezsin tozsun, bir de sevgili edinsin. Demek karnını doyurması için çalışması gerekiyor ve çöpten plastik toplamaktan başka bir çaresi de yok. Sense elin ayağın tutan bir adam olarak dileniyorsun.

" O güne kadar plastik toplayarak geçimini sağlayan bu insanları ne küçümsemiş ne de yaptıkları işin idrakına varmıştım. Evet... Genç bir kız, genç bir kadın, genç bir erkek ya da çocuk; Herkes güzel giyinmeyi, gezip tozmayı, okula gitmeyi ve iyi işlerde çalışmayı ister. Meslekler ya da kazanç kapıları belli bir sınıfa ya da etnik kökene ait değildir. Çalışan, üreten herkes saygıyı hak eder. Saygı hiçbir zaman takım elbisekravat ya da döpyesin himayesinde değildir.

Soma'da yerin bilmem kaç metre altında hayatını kaybeden maden işçilerinin sosyal haklarını savunan, sosyal medya hesaplarında duyarlılık kasanların zaman zaman kendilerine reva görmedikleri işleri yapanları küçümsediklerinin iki yüzlülüğünü idrak edememiş olmaları beni endişelendiriyor. Zira acıdan, reklam afişe eden insanları tehlikeli bir yalancı olarak görüyorum. Sevgiye, merhamete olan inancım her geçen gün sarsılıyor. Yaşadığım kötü tecrübelere duyarlılık gösteren dostlarımın bunda da başka yüzlerini gösterme ihtimalini bilmek bile istemiyorum.

***
Mehmet'in hikayesini bir gün oturup uzun uzun yazacağım. Belki bir romanıma kahraman olur, belki de sırf onu yazarım. Mehmet tantuniciydi, komşumdu. Onun işyeri, benim evimin bitişiğindeydi. Gel zaman git zaman bir iki merhabalaşarak arkadaş olduk. Ortak sorunlarımız vardı. Konuşuyor, karşılaştırıp çözüm arıyorduk. İkinci evliliğini yapmış, üç çocuklu bir adamdı. Artist gibi de yakışıklıydı. Benim için dürüstlük sembollerinden biriydi adeta işte o güne kadar!

İş çıkışlarında yorgun olduğum için çoğu zaman eve gelir gelmez yatar uyurdum. Öyle ki bazen ertesi sabaha kadar tek lokma yemezdim yorgunluktan gözlerim açılmayınca. Bunu Mehmet bildiğinden; eğer denk gelmişsek tantuni hazır eder, eve geçerken elime tutuşturuverirdi.

Bir izin günümde altta kalmamak adına bisküvi pastası yapıp götürdüm. Çaylar Mehmet'in ocağındandı doğal olarak. Personel kıyısından köşesinden pastanın kesti yedi. Mehmet'se gözünün ucuyla bile bakmıyordu. Sordum anlattı;

Çok fakirlermiş. Askere gittiğinde hiç parası ve gönderecek kimsesi de yokmuş. Bir gün birkaç günlük tatbikata çıkarken diğer erler yanlarına bakkal işi abur cubur almışlar. Mehmet ise karavandan sabah kahvaltısı ve iki kepçe akşam yemeğiyle idare etmeye çalışıyormuş. Öğle yemeği yok, ara öğün haliyle yok ve olan yemek de yeteri kadar değil.

Mehmet tatbikatın üçüncü günü dinlenme saatinde midesi guruldarken ve diğer erler atıştırırken nefsi çekmiş ve birinin sırt çantasından bir paket bisküvi çalmış. Yiyip bittikten sonra pişman olsa da iş işten geçmiş ve vicdanı kulağına bıdı bıdı yapmalara başlamış.

Haftalar sonra ziyaretine gelen dayısının cebine sokuşturduğu üç beş kuruşa sevinen Mehmet, ilk iş olarak bisküvisini çaldığı ere hamburger ısmarlamak olmuş. Mehmet; "Çocuk bisküvisinin olmadığını farkettiğinde ani tepki vermişti. Fakat anında da kimin çalmış olduğunu anlayıp sustu. Beni rencide etmedi. Çünkü o ana kadar hiçbir şeyim yoktu çantamda ama bisküviyi yediğimi de gizlememiştim. Samimi değildik. Yine de hamburger ısmarlama teklifimi kabul etti. Enteresan bulduğundan eminim. Ancak sanırım vicdanımı rahat ettirmek istedi. İşte belki benim vicdanıma bu daha da çok dokundu. Yemin ettim asla bir daha bisküvi yememeye, kendimi cezalandırdım."
***
Hoşgörü bir yere kadar erdemdir. Saygı, dürüstlük, zerafet, kibirden üzak tavır içinde olmak insanın kalitesindendir.

Bu ÜÇ ANEKTODa bir gün romanlarımın satır aralarında geliştirilmiş şekillerde rastlamak üzere; Sevgiyle..
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı