Yönetmen ve Film Analisti Ayşegül Doğan ile sinema ve projeleri üzerine konuştuk

16 Ağustos 2021 21:48
A
a
Bizlere biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Sinema aşkınız ne zaman, nasıl başladı? 

Kendimi bildim bileli film izlemeyi hep çok sevdim ama 12 yaşında Geleceğe Dönüş 2 filmini izlediğim gün, sinemanın neler yapabileceğini görüp ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. O gün tam olarak sinemaya aşık oldum. 

Sizce sinema diğer sanat dallarından nasıl farklı? Bizleri hangi farklı şekillerde etkiliyor?

Her sanat deneyimeyicisine farklı bir yolculuk yaşatıyor çünkü hayal gücümüzü farklı şekillerde tetikleyebiliyorlar. Sinema hem görsel, hem işitsel bir sanat olarak, diyaloglar, zaman ve mekan kullanımıyla bazı sanat dallarından daha etkili şekilde bizi yaratılan gerçekliğin içine çekebiliyor. Özellikle sinema salonunda film izleme deneyimi, insanı dış dünyanın gerçekliğinden neredeyse tam anlamıyla koparıp, bizi en derin düşünce ve arzularımızla yüzleştiren, tam manasıyla bir simülasyon yaratan bir deneyim diyebilirim. Sinema bizi bir karanlığın içinde çepeçevre sarıyor, bizi biz izin verdiğimiz ölçüde başka bir dünyaya ışınlayabiliyor. Bu açıdan benim için en sihre yakın sanat sinema. 

Film Okuma Atölyesi’nde film analizleriniz nasıl gerçekleşiyor? Herkes katılabilir mi? 

Film Okuma Atölyesi 2 farklı sınıftan oluşuyor. Öncelikle 4-6 hafta arası süren bir başlangıç kuru var, bu kurda katılımcılar film dilinin temel ögelerini, film analizi için önem teşkil eden kavramları öğreniyor, film tarihine ve türlerine giriş yapıyor ve film analiz pratiği de yapıyorlar. Bu kuru tamamlayanlar devam sınıfı dediğimiz sınıfa geçebiliyor. Devam sınıfında iste her ders farklı bir yönetmen, tür ya da akıma konsantre olduğumuz tek filmlik analizler gerçekleştiriyoruz. Pandemide biraz esneklik olsa da, devam sınıfına sadece başlangıç sınıfına katılanlar katılabiliyor.

En sevdiğiniz filmlerden, yönetmenlerden bizlere biraz bahsedebilir misiniz? 

Cevabı hayatımın farklı dönemlerinde sürekli değişen, cevaplaması çok zor bir soru. Sanırım biz değiştikçe bize en çok geçen, dokunan, bizi en çok etkileyen eserler ve sanatçılar da değişiyor. En azından hayatımın bu döneminde en sevdiğim filmlerin Blade Runner ve 8½ olduğunu söyleyebilirim. En sevdiğim yönetmenlerse Orson Welles, John Cassavetes başta olmak üzere bir sürü isim. Gerçekten saymak, elemek, seçmek çok zor. 

Sinemanın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Bu konu streaming kanallarının artması ile çok gündeme gelen bir konu. Ben bu konuda karamsar değilim. Sinemada film izleme deneyiminin yerinin asla doldurulamayacağını düşünüyorum ama sinemada film izleyen izleyici sayısında bir düşüş elbette öngörülüyor. Özellikle pandemi hali hazırda değişen izleme alışkanlıklarını iyice hızlı bir şekilde değiştirdi, sinemalardan zorla uzak kaldık. Evde, bilgisayar ve ipad gibi küçük ekranlarda, hatta telefonda dizi izler gibi film izlemek çok karşı olduğum bir şey. Her zaman derslerime katılanlara, mümkün olabilen en büyük ekran ya da perdede, karanlıkta, ses dışarı dünyanın sesinden izole ya da yüksek olacak şekilde ve filmi bölmeden izlemelerini öneriyorum. Sinemalar açıldıkça, salonların kendini başka dünyalara ışınlamak isteyenler tarafından (bu sayı eskiye göre azalsa bile) yeniden doldurulacağını düşünüyorum. 

Türk Sinemasının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Şu an var olan bakanlık desteği ve fonların yetersiz oluşu ve adaletsiz dağılımı sebebiyle maalesef yakın gelecek için çok fazla umutlu değilim. Yine zaten parmakla sayılabilecek kadar az olan film geliştirme atölyeleri ve lablar içinde bile lobicilik var. Belli bir çember içinde belli isimler sürekli destek alıyor. Ayrıca buna bir de film yapmanın bir 'erkek' işi olduğu kanısını kırmanın zorluğu eklenince üzerinde çalışmamız, iyileştirmemiz gereken, hatta kırıp baştan yapmamız gereken ne kadar çok şey olduğunu farkediyorum.  İzleyici açısından bakınca da Türkiye izleyicisi içinde iyi ve derinlikli yapımları tercih eden kitle giderek daralıyor gibi geliyor. Bu da pandemi dönemi öncesinde bile zaten zorluk çeken pasaj ve cadde sinemalarını iyice zora sokmaya başlamıştı. AVM sinemaları ve film dağıtımındaki tekelleşme ve dağıtımı gerçekleşen filmlerdeki tektipleşme de sanat filmleri kategorisinde görülen filmlerin seyirciyle buluşmasını iyice zorlaştırıyor. Festivaller bile bilet satışında halkın karşılayabileceği fiyatlardan, sadece çalışan belli bir kesmin alabileceği fiyatlara bilet satmaya başladı. Ancak öğrenciyseniz indirimlerden biraz faydalanabiliyorsunuz, o da belli seanslarda. Beklentinin yüksek olduğu bazı filmler sadece gala gösterimi denen ultra pahalı seanslarda gösteriliyor ve maalesef buna da hala 'festival' diyebiliyorlar. 

Kısaca hem izleyenin kısıtlandığı, hem pasaj ve cadde sinemalarının kısıtlandığı, hem de sinemamızı geliştirecek yapımların kısıtlandığı bir kısır döngü içindeyiz.







1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce Antalya Resim Festivali devam etmeli mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

Antalya News | Kültür Sanat Portalı