Sıcacık Bir Karlar Ülkesi Masalı

Tarih: 18 Aralık 2021 21:18
Sıcacık Bir Karlar Ülkesi Masalı

 
Karların arasında koşarken
Üstü açık atlı bir kar kızağında
Üzerinden geçtiğimiz tarlalarda
Yol boyunca güleriz.
 
     Bu şarkıyı bilmeyenimiz yoktur umarım. En azından benim ruh özelliklerime sahip okuyucularımdan bu bilgi kaçmaz sanıyorum. Şimdi kimileriniz diyecektir; "Bu kadın da bütün yazılarında şarkılarla bağlantı kuruyor!" .
     Şarkılar, insan ruhunun sesli rehberidir de ondan. "Jingle Bels" tüm ruhların rehberi. Sevginin, doğumun, birlikte geçirilen başlangıçların, elektrik tellerindeki serçelerin, süslü çam ağaçlarının, özenli paketlenmiş hediyelerin, Küçük Kadınlar romanının, Kibritçi Kız masalının, Hans Peter Anderson'un, havai fişeklerin, kutsal sofraların, renkli ağız tadı kurabiyelerinin ifadesi. Kimine göre bir ilahi, kimine göre sadece bir şarkı. Benim içinse SICACIK BİR KARLAR ÜLKESİ MASALI.
     Şaşırdınız değil mi? Kardan nefret ettiğimi artık sağır sultan bile duydu oysa. Hikayelerimde sıkça bahsettiğim o soğuk, vıcık vıcık, yumuşak, ürpertici şeyler, karlar.
     İlkokula gittiğim yıllarda stcom (Durum komedisi) tarzı bir dizi vardı; Laverne ve Shirley. Dizide her hafta neler olup biterdi pek hatırlamıyorum ancak çekimlerin hep kış mevsiminde yapıldığı kalmış aklımda. Başrollerdeki iki genç kız oyuncunun her bölüm giydiği el örgüsü süveterler, kaşkol ve bereler de aklımda. Akşamları güne dair anektodlar konuşurlarken ellerinde şiş ve iplerle deşarj oldukları sahneleri de biliyorum dün gibi. Oysa, yağmurda su geçiren botlarımı, rüzgarda kulaklarımı uyuşturan, kızaran burnumu ve moraran parmak uçlarımı düşündüğümde kardan, soğuktan, kıştan nefret etmekle ne haklıymışım.
     Bazı nefretler, içinde sevgi barındırır!
     O korkunç kış mevsimi içindeki en güzel mucizedir Aralık ayı. Eylül, Ekim, Kasım aylarına yazılır tüm şiirler. Hatta zaman zaman o sürü psikolojisine benim de girdiğim olmuştur. Oysa şundan çok eminim ki benim asıl mevsimim Aralık. Yılın en sıcak, duygusal, eğlenceli ayı belki. Geç farkettim sanırım ama bu farkındalığa ulaşabilmiş olmak da çok güzel.
     Televizyonun siyah beyaz ve tek kanal olduğu yıllarda yılın son ayındaki hafta sonu sinema kuşağı filmlerini iple çekerdim. Çünkü; noel filmleri, evet o buz gibi karlar içinde çekilen o sıcacık noel filmleri ısıtırdı hayal dünyamı. Tek odasında kütür kütür soba yanan kalabalık ailemin yaşadığı evimizde beni asıl ısıtan şeyin noel filmleri olması düşündürücü.
     Aynı oda içinde vakit geçirirken defterinden bir sayfa kopardın diye azarlanmak mıdır aile bağları, yoksa biraraya gelmek için yemek düzenlemek ve bunu heyecanla bir bayrama çevirmek için çabalamak mıdır aile bağları. Mecburi geçirilen zamanlar, bayramların tatlı telaşesini yok etti ve artık insanlar bayramları kaçış olarak görmeye başladı. Oysa bayramlar, birbirinden ayrı yaşayan medeni ülke halkları için hala biraraya gelmek için fırsatlar dönemi.
     Bazı sevgiler, içinde nefret barındırır!
     Zorunluluklar, sevgiyi nefrete dönüştürebilir. Her zaman tüm ailenin, dostların, sevgililerin dipdibe olması zorunlu bir planlamayı doğurabilir. Oysa biraraya gelmenin heyecanını da yaşamalı insan ruhu. Eğer soğuk kış ayları olmasaydı sevgiyle örülen kaşkollar bereler olur muydu?
      Şimdi bu yazıyı bitirmek zorundayım. Zira izlenecek daha çok noel filmi var; Malum aylardan Aralık.
 
Zilleri çıngırdat, zilleri çıngırdat
Yol boyunca çıngırdat
Sürmek ne kadar eğlenceli
Üstü açık bir atlı kar kızağında.
 
Sevgiyle...
 

https://www.antalyanews.com.tr/makaleprint/sicacik-bir-karlar-ulkesi-masali.html